3 Kitapla Anadolu’nun Fethi
İçindekiler
3 Kitapla Anadolu’nun Fethi
‘Ben, Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağan’
Kitap okumayı sever misiniz ya da hangi tür kitap okumayı seversiniz? Cevabınız tarihi romanlar ise bu yazı sizin için yararlı olacaktır. Tarihi romanlar bence diğer romanlara göre daha çok yazarın bakış açısıyla bize aktarılıyor. Siz de benim gibi atalarımızın vaktinde yaşadıklarını merak edip, okurken kahramanlarla sevinip üzülüyorsanız o heyecanı canlı olarak yaşıyorsanız bence bu üçleme size göredir.
Bu yazıda kitabın özeti olarak olay örgüsünü değil bu kitabını neden okumadınız gerektiğini, size katacaklarından bahsedeceğim.
Kilit, Anahtar ve Kapı, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı yazarlarından olan Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun ‘Dünkü Türkiye’ dizisinin ilk üçlemesidir. Sepetçioğlu benim de okumakta geç kaldığım bu üçlemesinde Türklerin Anadolu’ya gelişini, burayı yurt edinişi, bunları yaparken birlik ve beraberlikte olacağını, geleneklere bağlı kalınarak yerleşilen toprağı yakıp yıkmadan orayı Türkleştirmekle sağlarlar ve bunu Türk- İslam senteziyle yaparlar.
Sadece roman değil öykü, deneme, tiyatro gibi alanlarda da birçok eser yazmıştır. Eserlerini milli şuurla yazmıştır. Üçlemeyi sevmemdeki önemli sebeplerden biri budur. Kitapta dikkatimi çeken bir konu da yer adlarını o zamanki isimleriyle yazmasıdır. Endişelenmeyin kitapların sonunda açıklamalar kısmı bulunmaktadır.
Kapı, kilit ve anahtar bu kitaptaki imgelerdir ve imgeleri Sepetçioğlu ilk kitabında şöyle tanımlar: ‘Her kilidin açılması gerektir ki o kilidin kilitlediği yere giresin de oturacaksan oturasın; yurt yapacaksan yurt yapasın. Bunun için de ne gerek? Anahtar gerek. Kilit paslıysa yağlamak gerek. Daha daha? Orasını burasını kurcalamak, sağını solunu yoklamak, sıkıysa gevşetmek, gevşekse sıkıştırmak gerek. Ama bu her kilit için böyle mi gerek? Hayır! Kilidine göre, kilidin icabatına göre. Onu artık ehli kimse o anlar.’ Burada kilit Bizans’tır ve paslanmıştır, anahtar Selçuklulardır ve kilidi açmak için dört bir yandan Bizans’a saldırmışlardır.
Evet, kitaptan, yazardan ve imgelerden bahsettiğimize göre kitapları detaylı incelemeye geçebiliriz.
Kilit

Kitap Tuğrul ve Çağrı Beyler’in obalarının Şahmelik tarafından bozguna uğramasıyla başlar. Bu bozgunun Selçuklu’nun budanması gözüyle bakarlar ve bir daha böyle bir şey yaşamamak için daha çok çabalarlar. Bu olaylar Alpaslan’ın çocukluğunu şekillendirmiştir. Alparslan küçük yaşından çok iyi kılıç kuşanmaktadır. Arkadaşlarıyla olası bozgun ihtimaline karşı tatbikat yaparak kendini geliştirmiştir ve arkadaşlarına kendini o yaşta kanıtlamıştır. Daha genç yaşta arkadaşları arasında saygı duyulan birisi olmuştur. Bu güçlü arkadaşlık bağları devleti yönetirken ona kolaylık sağlamıştır. Bu kitapta Türk’lerin Anadolu’ya gelişinden Dandanakan ve Malazgirt Savaşlarından bahsedilmektedir. Alparslan’ın hikayesini okurken bir taraftan da Peçenek boyunda yaşayan Balcar’ın hikayesinde babasının ve arkadaşlarının hırsı yüzünden Peçenekliler’in dağılmasını görüyoruz.
Anahtar
Üçlemenin ikinci kitabı Melikşah’ın sultan otağındaki Alpaslan’ın ölümüne duyulan yasla başlar. Alpaslan ölmüştür ve Melikşah artık sultandır. Sultan Melikşah devletin bekasını düşünerek acısına odaklanmamaya çalışır. Bunu şu sözlerinden de anlıyoruz: “Dört bir yanımızı pek tutmazsak neye yarar? Alpaslan’ın acısını duymuşuz neye yarar? Alpaslan’ı yaşatmak istiyorsak ulu sultanımızın düşüncelerini gerçekleştireceğiz. (…) Babam, denize varmak isterdi Afşın Bey’im, (…) ‘Denize de göğe de kilit vurulmaz.’ derdi.
Bundan sonrasında denize ayak basana kadar Türkler Anadolu’nun içinde ilerlemeye devam ederler. Burada karşımıza Süleyman Şah çıkar ve onun Anadolu Selçuklu Devletini kurmasına şahit oluruz.
Kapı

Tüm dünyaya sıkıntı çıkaran Hasan Sabbah ve Fedaileri bu kez de Türklerle uğraşırlar. Nitekim Sabbah’ın türlü oyunlarından sonra Melikşah ölmüştür ve Kılıç Aslan sultan olmuştur. Üçlemenin son kitabında ise Kılıç Aslan’ın babasından sonra Anadolu’yu yönetmesini okuyoruz.
Sonuç olarak Kilit; ‘Türklerin gelişi’ ile başlayan cümlelerin ağırlığını taşıyan vatan tutma ve birlik olma özleminin; Çağrıların Tuğrulların ve nice Alparslanların gönüllerince açılacağı bir romadır. Anahtar; ‘Türklerin saltanatı’ diyebilmeden önce, saltanat içindeki birliği diri tutma çabasında Melikşahların ve nice Süleyman Şahların azmiyle okunacak bir romandır. Kapı; ‘Türklerin vatanı.’ diye işaret edilecek sınırları belli bir toprak parçasının, görünenden daha fazlası olduğunu, nice Kılıç Aslanların uyanışı ve imanıyla duyulacak bir romadır.
Anadolu bizlere; kilidi Bizans, anahtarı Selçuklu olan bir kapı, bir yurt olur.
