Elon Musk’ın İş Görüşmelerindeki Favori Sorusu

Elon Musk’ ın İş Görüşmelerindeki Favori Sorusu

 “Üzerinde çalıştığın en büyük sorun ve onu nasıl çözdüğünden bahset”

Bu dünyanın en zengin iş adamları ve girişimcileri arasında yer alan Elon Musk’ın her iş görüşmesinde adaylara sorduğu favori sorusu. Ne kadar da beyin açan bir soru öyle değil mi? Üzerinde çalıştığın en büyük sorun ve çözümü.

Güzel bir soru. Herkes farklı bir cevap verebilir mi dersiniz? Farklısını da geçtim. Herkes düzgün bir cevap verebilir mi sizce? Pek sanmıyorum.

Bu sorunun iki farklı açıdan değerlendirilmesi gerekir. İlki mülakata giren aday açısından. Böyle bir soru yöneltilse ne cevap verilebilirdi veya verilebilir miydi? İkincisi ve şahsen daha da önemlisi Türkiye’ deki işverenler açısından.

Diyebilirsiniz Elon Musk bir girişimci, tabii ki etrafındaki insanları kendi zihin yapısındaki kişilerden seçecek. Fakat bizler neden aynı zihin yapısında çalışanlar aramıyoruz? Zeki insanlar mı değiliz yoksa zihnen engellerimiz mi var? Mental olarak olmasa da engellerimiz var aslında. En başta işverenden kaynaklı daha sonra da çalışanın kendisini geliştirme yöntemini bilmemesi veya kendisini geliştirirken ‘ayağımızı kaydırır’ düşüncesiyle yönetici veya patron tarafından önüne çekilen setler. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın hüsranla sonuçlanan bir süreç.

Aday kendisini geliştirmeye hevesli mi? Yoksa tam tersi ‘masa başı iş olsun, sağlam bir referansla(!) hak etmediğim yerlere geleyim gerisi beni alakadar etmez’ düşüncesinde mi? Aday açısından bakıldığında bireyin iş deneyimi, beraberinde gerçek bir bilgi birikimi ile belirli bir zihin yapısına sahip olup olmadığı çıkacaktır karşımıza. Bu zihin yapısı sadece kitap veya makale okumayla değil, aynı zamanda dahil olunan gerek STK’ larda gerekse kendi kurumunda aldığı aktif roller; seminer veya söyleşi tarzı etkinliklerde etkileşim halinde bulunduğu bireylerin zihin yapılarından da etkilenerek, ilgi alanı ile alakalı tüm gelişmeleri takip etmesi sonucu meydana gelecektir.

Peki ya hangi işveren çağırdığı mülakatta sadece fikir ve düşünce düzeyini ölçme amaçlı bu tür soruları yöneltiyor mu çalışan adaylarına? Ya da soruyu daha da basitleştirecek olursak hangi işveren çalışanlarının fikirlerine önem veriyor? Örgütsel bağlılığı sağlayabilmek adına çalışanlarını karar verme sürecine ne kadar dahil ediyor? Ne yazık ki çoğu işletmelerde bırakın uygulamayı fikirlerin özgürce ifade edilebileceği bir ortam dahi oluşturulmuyor. Neden ise yönetici veya patronların konum ve yetkilerinin elinden alınma korkusu. Kısaca koltuk sevdası. Halbuki çalışanın fikri üzerinde yoğunlaşılsa ve fikir geliştirilse hem çalışan daha fazla motive olacak, fikirlerine önem verildiğini düşünecek hem de yönetici sürece dahil olduğu için gelişimini sürdürüp daha etkili bir yönetim gerçekleştirebilecektir.

Oysa yöneticiler veya patronlar sürekli gelişim halinde olan çalışanlar arasa ve çalışanlarını bu yönde teşvik etse; çalışanlar da her geçen gün bilgilerine bilgi katsa. İki insan yan yana geldiği zaman kişileri değil de fikirleri çekiştirse. Herkes birbirine dokunsa ve kelebek etkisi gibi bir anda güzelleşse en başta ülkemiz sonra da dünya. Zihnen böyle bir kalkınmaya ihtiyacımız var esasen, biraz doğrulup üzerimizdeki tozları silkmeye..

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bültene Abone Ol
en son haberleri, duyuruları, ilanları, etkinlikleri almak için abone ol
İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz