Medya Sahiplik Yapısı Ve Tekelleşme
Medya Sahiplik Yapısı Ve Tekelleşme
Medya işletmelerinde sahiplik yapısı üçe ayrılır; sermayenin tamamı ya da büyük bir çoğunluğu kamu tüzel kişilere ait olanlar, sermayenin tamamı ya da büyük çoğunluğu özel kişilere ait olanlar ve sermayenin bir bölümü özel bir bölümü kamuya ait olanlar ise karma işletmelerdir. Kamunun kullandığı medya şirketleri her zaman devlet alt yapısını kullanır ki bunun en güzel örneği ise soğuk savaş döneminde radyoların devlet tekelinde olmasından dolayı otoriter rejimin halk üzerinde iyi işlenmesidir
Medya işletmelerinin yapısı fazlaca karmaşık hale gelince eski kurucu-sahip-yönetici sistemi ortadan kalkar. Ortak bulma yoluna çokça gidilir ve yönetimde fazla kişi olunca yine karmaşıklık yaratır. Medya sahiplik yapısı her şeyi belirler ve bu alanda çalışanların hakları çok sınırlıdır hatta iş güvencesi yoktur. Medya sahipleri istediği ücreti verir, istediği şartlarda çalıştırır ve koşullar kötüdür.
Dünyayı saran kapitalizm sermayesinin medya alanına da el atmasıyla birlikte yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde dev bir medya tekeli ortaya çıkmış olmaktadır. Tekelleşme, üretilen ürünün satışının tek bir elde tutulmasıdır medya içeriklerinin çeşitliliğini azaltmakta ve birçok soruna yol açmaktadır.
Tekelleşme; yatay, dikey ve çapraz olarak ayrılır. Yatay tekelleşme, Gülseren Adaklı şöyle açıklamıştır; Şirketlerin, belirli bir alt sektörde birden fazla ürünle ya da kuruluşla o sektördeki farklı hedef kitleleri ve dolayısıyla piyasayı kontrol etmeye çalışmalarıdır. Dikey tekelleşme, Hammadde kaynağının ya da üretim girdilerinin, üretimi tamamlanmış metanın tüketiciye ulaşana kadar olan süredeki üretim zincirinin bütün halkalarını kontrol etmektir. Çapraz tekelleşme, tek bir kitle iletişim aracına sahip kuruluşların başka alanlarda da etkinlik göstermesidir. Tekelleşme böylelikle bütün kitle iletişim araçlarını tekdüze indirmekte çeşitliliği azaltmaktadır bu da otoriter sisteme benzer, farklı sesler susturulur herkes tek bir sestedir. Oysaki farklılıklar olmadan dünyada ya da bizde hiçbir değişiklik yaşanmaz bu tamamen düşünme yetisini kaybetmeye yönelik gizli bir silahtır ve insanları itiraz etmekten kendi kendine vazgeçirir.
Tekelleşme ile aslında eksik rekabet piyasası oluşur çünkü halka iletilen bütün bilgiler tek bir eldedir ve bu da rekabeti azaltır hatta yok eder, tek bir ideolojinin yayılmasını başlatır. Medya zihinsel olarak etkileyen ve düşünceleri şekillendiren metalar üretir. Kendine özgü psikolojik, sosyal boyutları olan dünya pazarı içerisinde bir meta üretir ve bunu hızla tükettirir. Medya şirketleri tüketicilerden çok birbirinin davranışlarını dikkate alırlar. Şirketler sınırlıdır çünkü piyasada serbestlik yoktur. Piyasaya girmenin zorluğu ise yine teknoloji ve maliyetle ilgilidir. En çok zarar gören de gazetedir çünkü diğer kitle iletişim araçları çok fazla tercih edildiği için maliyetlerin artması, reklam gelirleri için onlarla yarışa girmek zorunda kalır.
Tekelleşmeye yol açan durumlar farklı biçimlere yol açar. Tekelleşme eğilimleri şu şekildedir; anlaşmalar, denetim altına alınanlar, satın alınanlar, birleşmeler ve mali ilişkiler. Bu eğilimlere baktığımızda gördüğümüz hep denetimi tek çatı altında toplamak olur. Bu sayede hem rekabet azalır hem de daha fazla kazanç sağlanır.
Türkiye’de 1963’te TRT’kurulmasıyla medya tekeli oluşmuştur. 1990’lara kadar bu böyledir sonra özel kanalların da açılmasına izin verilmiştir. İktidar bunca yıl halka sadece kendi istediği sesleri duyurduğu açıktır. Bilgi güçtür ilkesinin iyi kullanıldığının bir örneğidir Türkiye.
Medya, kapitalizmin büyük bir parçası haline gelince ticari bir yapı olup tamamen kar elde etmeye dayalı olmuş ve bunu reklam gelirleri ile sağlamıştır. Bunların yanında medya şirketlerinin kullandığı tüm teknoloji maliyetlidir ve bu da az maliyetli, kendine özgü düşüncelerini savunmak isteyenlere engel olmaktadır. Holding medyaları oluşmuş olur ve kendi bağımsızlıkları yitirip çoktan piyasanın gücüne aldanırlar.
Dünya çapında uluslararası medyalar oldukça yaygındır. Merkez ülkelerden sonra çevre ülkelerde de yeni medya yapısı görülür. Bu yapıyla birlikte çokuluslu medya şirketleri pastanın en büyük dilimini alırlar. Hem olayları yerinde öğrenir, hem müdahalesini erken yapar hem de istediği şekilde bilgi aktarır. Kültürel bir üretimin uluslararası standartlaşmasını pekiştiren tekelci gelişmeye yol açar.
Medyada sadece ticari kar değil aynı zamanda siyasal gücün de sürdürebilmesini sağlar. İktidarın ya da güç sahiplerinin istediği şekilde yayın yapan medya toplumsal rıza sağlamış olur. Medya sahipleri değişse bile tekelleşmiş medya örgütlerinin desteklediği ideolojiler küresel çapta hala aynı kalmaktadır. Kültürel olarak bir tek tipleşme oluşmaktadır. Medya aynı zamanda çok fazla insana rahatlıkla ulaşabildiği için istediği ideolojileri yayıp toplumun düşünce sistemini de değiştirebilmektedir. Bu sayede devlet de dahil olmak üzere her kuruluş medyayı kullanır. Bu sayede herhangi bir mali açık çıktığında farklı alanlardan da gelir elde edebilmektedir.
Medyada görülen holdingleşmenin olumsuz etkileri oldukça fazladır. Bunlardan bazıları; düşünce ve algıda çoğulculuğun öne çıkması, sendikacılığa karşıdır, küçük ve orta ölçekli medya şirketlerini yıkması ve egemenliği kendine çekmesi ve tekelcilikle dışa bağımlı olur ve bu da ülke bağımsızlığıyla zıt düşer.
Medyanın görevi tarafsız, objektif ve özgür bir biçimde halkı bilgilendirmek, bilinçlendirmektir ama tekelleşme ile taraflı ve kamuoyunu yanlış bilgilendiren bir medya vardır. Tekelleşme ile basının oluşturduğu kalıcı yapıyı kırıp kendisi tekrar yapı oluşturur. Kırar ve inşa eder.
Sonuç olarak toparlayacak olursak; medya kapitalist düzen içinde yeniden yapılanmış, ideolojik, iktisadi ve kültürel olarak bir araç niteliğinde önemli bir rol oynar. Bunu da kendi tekelinde istediği şekilde aktararak yapar.
Kaynakça
Medya Ekonomisi ve İşletmeciliği (Anadolu Üniversitesi Yayını). Medya Sahiplik Sorunu ve Tekelleşme Eğilimleri. Ocak, 2013, 30-60.
BULUNMAZ, Barış. Holdingleşme Ekseninde Türk Medyasında Tekelleşme Sorunu. Temmuz, 2011, 237-246.
KALENDER, Ahmet. Türkiye’de Çapraz Medya Sahipliği: Medya Ekonomisine Olumsuz Etkileri ve Bu Etkilerin Önlenmesine Yönelik Önlemler, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi. Temmuz, 2013, 144-163

