Mükemmeliyetçilik
Mükemmeliyetçilik
Mükemmeliyetçilik kavramı, insanlar üzerinde çoğu zaman iyi ve kusursuz gibi bir algı oluşturur. Sonu başarıyla biten işlerin arkasında mükemmeliyetçilik gizlendiği gibi aslında yarım kalan işlerin altında yatan sebeplere bakıldığında da mükemmeliyetçiliğe rastlamış oluruz. Herkes bu kavramın işleyiş ve sonucunu en iyi, en güzel, en kusursuz, en başarılı gibi nitelendirse de içinde mükemmeliyetçilik barındıran herkes için bu düşünceler doğruluk göstermemektedir.
Mükemmeliyetçilik özelliğini barındıran insanlar genellikle uyumlu ve uyumsuz olarak iki gruba ayrılmaktadır. Öncelikle uyumlu mükemmeliyetçiliği göz önüne alacak olursak:
Bu özelliği taşıyan insanların belli standartları bulunur. Bu standartlar aşılabilir düzeydedir. Bir işe başlarken motive olarak başlar, sakin ve doğru adımlar atarlar. İzlenecek yolları denerler. Başarıyı hedefler ve ona uygun davranışlar sergilerler. Mükemmele ulaşmada istekli davranırlar. Herhangi bir başarısızlık karşısında motivasyon kaybetmeden hatalarını düzeltmeye ve bu yolda kullandıkları yöntemi değiştirmeye yönelirler. Karşılaştıkları sorunların kaynağına iner ve bu sorunlara pratik çözümler üretebilir, ürettikleri çözümleri uygulayabilirler. Dakik, düzenli, programlı çalışabilirler.
Uyumsuz mükemmeliyetçiliğe baktığımızda ise:
Uyumlu mükemmeliyetçilikte olanların aksine, uyumsuz olanların standartları daha yüksektir. Bu durum bazen yalnızca hayale sığacak derecede olabilmektedir. Gerçekleşmeyen istekler; kişide gerginlik, huysuzluk, stres, endişe, korku ve güvensizlik gibi problemlere yol açabilmektedir. Hedefe giden yolda yaşanan herhangi bir başarısızlık, motivasyonun düşmesine sebep olabilir, onları yıkabilir. Karşılaştıkları sorunların sebepleri olarak kendilerini görürler. Böyle durumlarda başka bir yol denemek yerine sadece, başarısızlığa uğradıkları hissine kapılabilirler. Bu durum, bu kişilerin mükemmeliyetçi yapılarına ters düştüğünden, başarısızlık hissinden hareketle işlerini yarım bırakabilmektedirler. Çünkü girdikleri her işte başarılı olma istekleri vardır ve bu istek zaman zaman onları zorlamaktadır.
Bu iki duruma baktığımızda mükemmeliyetçilik kavramını yarar sağlayacak düzeyde ve durumda içimizde barındırmamız gerektiğini görmekteyiz. Peki mükemmeliyetçi olup olmadığımızı nasıl anlarız?
• Sürekli olarak denetleme ve onay alma,
• Tekrarlama ve düzeltme,
• Aşırı planlama, düzenleme ve sıralama,
• Karar vermede güçlük çekme,
• Erteleme,
• Kaçınma,
• Başkalarını değiştirmeye çalışma gibi özellikler, mükemmeliyetçi bir insanın taşıdığı özelliklerdendir.
Mükemmeliyetçiliğin altında yatan temel nedenlere bakıldığında şunlar sıralanabilir:
• Sosyal beklenti: Küçüklükte başkaları tarafından sevilme/takdir görme/onaylanma ve kabul edilme gereksinimlerinin başarı karşılığında doyum görmesi. Böylece çocuk kendi kendisine başkalarının kendisine verdiği değer kadar değer vermeyi öğrenir ve özgüveni dış etmenlere bağlı olarak biçimlenir. Kendisini eleştirilerden korumak için de, tek silahının “mükemmel olmak” olduğuna karar verir. Bu kimseler başkalarının düşüncelerine ve eleştirilerine karşı duyarlı ve kırılgan birer yetişkine dönüşürler.
• Sosyal öğrenme: Ana-babaları mükemmeliyetçi olan çocuklar onları taklit etme eğilimindedir. Çocuklar mükemmel görünen ana-babalarını yüceltir ve onlar gibi olmak ister.
• Sosyal tepki: Karmaşa içindeki (örneğin, sürekli kavga eden ana-baba, belirsiz ya da tutarsız kuralların olduğu bir ev ortamı) bir ortamda büyümüş ve çeşitli tacizlere (örneğin, fiziksel şiddet görmek, utanca boğulmak) uğramış çocuklar kendi denetleyemedikleri ve öngöremedikleri şeylerin olduğu bir ortamda kestirim ve denetim duygusu geliştirebilmek amacıyla savunma mekanizması olarak mükemmeliyetçilik geliştirebilirler.

