Kör işe alım tekniği tarihine baktığımızda, 1980 yıllarında Abbie Conant adındaki bir kadının Münih Filarmoni Orkestrası’nın seçmelerine katılması ile bu seçimlerde ‘Kör İşe Alım’ yöntemi ile elemelerden başarı ile geçmesi ve jürinin Abbie’ nin aradıkları kişi olduğunu düşünmesi fakat sonrasında Abbie’yi gördüklerinde onun bir kadın olması ve bir erkekten daha iyi trombon çalmasının mümkün olmadığının düşünülmesi ile o zamanlarda cinsiyet ayrımcılığı yapmaları sonucu başlamıştır.
Ayrımcılık sonraki zamanlarda da devam etmiş ve Abbie daha kötü bir pozisyona alınmış ve erkek çalışma arkadaşlarından daha az maaş almıştır. Bu ayrımcılıklardan sonra Abbie orkestraya dava açmış ve uzun yıllar sonra davayı kazanmıştır. Bu olay kör işe alımın başlangıcı olmuştur.
Nedir Bu Kör İşe Alım?
İşe alımlarda, bir adayın ismi, cinsiyeti, etnik kökeni, fotoğrafı vs. kim olduğunu belli edebilecek tüm özelliklerinin kapatılmasıdır. Kimi yerler adayın eğitim bilgilerini de kapatabiliyor.
Böylece ayrımcılık yaratabilecek unsurlar görmezden gelinebiliyor ve adaylar eşit şartlar altında değerlendirilebiliyor. Bunlara en iyi örnek; TV’de gördüğümüz şarkı yarışmalarında tüm jüri, şarkıcı adayının sergilediği performansı arkası dönük bir şekilde değerlendirir ve seçimini yapar. Jüri ancak arkasını döndüğünde karşısındaki kişinin görünüşünü, hangi ırka ait olduğunu anlayabiliyor. Böylece herhangi bir ön yargıya ihtimal verilmemiş oluyor.
Neden Uygulanır?
İş hayatında kadınlara, belli bir ırka, belli inanışlara sahip insanlara, belli bir yönelime sahip insanlara karşı ön yargılı düşünceler oluşuyor ve bu kişilere karşı ayrımcılık yapılıyor. Bu tür ayrımcılıklar pek çok kişinin işe alımlarında engel teşkil ediyor.
Kadınların işgücü profili;
- 2008 verilerine göre Türkiye’de çalışan kadınların %41,1’nin hizmet sektöründe çalışmasına rağmen, cinsiyet oranı kadınların erkekler kadar bu sektörde istihdam edilmediğini göstermektedir.
- Türkiye’de yüksek eğitimli kadınların %8’nin kanun yapıcı üst düzey yönetici ve müdür pozisyonunda, %28,2’sinin büro ve müşteri hizmetlerinde çalıştığı görülmektedir.
- Türkiye’de yazılım sektöründe çalışanların %17’si kadın çalışan.
- Türkiye’de kamu sektöründe bazı mesleklere kadınların alınmaması, bazı mesleklere kadınlar için sınırlayıcı bir kontenjan bulundurulması cinsiyet dayalı mesleki ayrımcılık olarak gösterilebilir. Örneğin, 1990 yılında hukuk öğrenimi gören kız öğrenci oranı %36,4 olduğu halde yargıçlık savcılık mesleğine alınacaklar arasında kadınlara karşı bir kota uygulanmıştır. 1980–1990 döneminde %10 olan bu kota, 1990’da %5’e düşürülmüştür.
Yararlanılan Kaynaklar
http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423876917.pdf
https://www.ailevecalisma.gov.tr/uploads/ksgm/uploads/pages/dagitimda-olan-yayinlar/turkiye-de-kadin-isgucu-profili-ve-istatistiklerinin-analizi-nihai-rapor.pdf
