DUYGULARIMIZIN ALTINDA YATAN NEDENLER
Duygularımız birer sonuçlardır. Yaşanan tüm şeylerin sonuçları. Bazen kendimizi öfkeli bazen ise de nedensiz üzgün hissederiz bir türlü nedenini bulamadığımız bu durum içerisindeyken neden üzgün olduğumuza dair nedenler arar dururuz. Dolayısıyla sanki her duygumuzun geçerli , somut ve o duyguyu yaşadığımız ana yakın tarihte yaşanmış bir olayla taçlandırılması gerektiğini düşünürüz. Aslında halının altına süpürdüğümüz pek çok şey vardır. O an ona odaklanmak istemeyiz ama aslında duygularımızın altında yatan pek çok olay ve neden vardır. Eğer biz o duyguların bize verdiği mesajları iyi bir şekilde okuyup gözlemleyebilirsek o duyguları avantaja dönüştürebiliriz.
Yaşadığımız duygularında aslında nedenleri vardır. Bunlar günü geçse de belki de 3 ay belki de 5 yılın birikmişi dahi olabilirler. Başta kabullenmemiz gereken şey bazı durumlar birer birikmelerdir. Duygularımız açısından bazı şeyler bekleyebilir hatta ertelenebilir ama hiçbir zaman onları yok sayamazsınız. Günü geldiğinde o duygular var olmayı, açığa çıkmayı beklemektedirler. Sadece bazıları sabırsızdır bazıları ise sabırlıdır ve gününü beklerler.
Duygularımızın altında yatan nedenlerden birkaç duygu için nedenler belirlenmiş olup genel bağlamda altında yatan duygunun bunlar olduğunu Beyhan BUDAK içeriğinde bizlere aktarmıştır.
Duygularımızın altında yatan nedenler nelerdir?
- İÇ SIKINTISI
Genelde iç sıkıntısı yaşadığımız da geçen haftayı gözden geçirmekte yarar vardır çünkü iç sıkıntısı aslında hayır demek istediğimiz olaylar içerisinde birilerine istemeyerek verdiğimiz sözler ve yarım kalmış, yapmamız gereken işler yer almaktadır. İç sıkıntısı duygusu yaşadığımızda öncelikli olarak yapmamız gereken eylem bu durumlara göz gezdirmek ve yarım kalan iş neyse onu aradan çıkartmak olacaktır dolayısıyla da o işi yaptığımızda iç sıkıntısı duygumuzun bir anda kaybolduğunu gözlemleyebilirsiniz. Sonuç olarak istemediğiniz her iş için hayır diyebilmeyi öğrenmek ve planları , yapmanız gereken işleri önem sırası içerisinde ertelemeden yapmanız o an yaşanan iç sıkıntısı duygusunun yaşanmamasına zemin hazırlayabilmektedir.
2. ÖFKE
Öfke ikincil bir duygudur. Yani ilk başta yaşadığın herhangi bir duygu öfke yaşamana sebep olur. Öfke yaşamaya iten ana sebebin bulunması çok önem arz eder çünkü onun bulunması öfkenin kontrolü için gerekli bir maddedir. Dolayısıyla öfke duygusunun geçmesi için öncelikli olarak o ana kaynağın kişi tarafından bulunup, bilinmesi gereklidir. Öfke duygusu bir konuda kişinin kendini çaresiz hissetmesi, yetersiz hissetmesi, engellenmiş hissetmesi ve saygı duyulmadığını hissetmesi sonucunda öfke devreye girmektedir. Öfke o anda kişiye itici bir güç uygular çünkü seni harekete geçirmek ister o an bir problemin içinde olduğunu hissettirir ve çözmen için bir enerji yollar. Çözüme kavuşmanı kendini güvende hissetmeni ister, senden bunu bekler. Öfke duygusunu da lehimize döndüren ana şey nerede yetersiz ve eksik hissettiğimizi bulmamıza, öfke duygusunu da kontrol edebilme gücünü bizlere sağlamasıdır. O eksik yanı bulmak ve onarmak her duygu için kaçınılmaz olacaktır. Bunları görmezden gelmemek öfkenin bir sonra ki durumda daha şiddetli açığa çıkmasına neden olur.
3.ÜZGÜN HİSSETME
Üzgün hissetme duygusunun temelinde genelde bir şeyi kaybetme yatar. Bu bir dost olabilir, sevgili olabilir veyahut işiniz olabilir. Bu örneklerin çoğaldığı gibi en ufak yaşanan bir kayıp dahi bu duruma kişiyi itebilir. Bu durumun kişiye olan avantajı kişinin neye bu denli değer verdiğini anlamasına ve kişinin hayattan da biraz daha geri çekilip durumun önemini anlamasına, yaşanan kaybın bir hayal olması durumunda da kişinin bu duygudan çıkabilmesi adına yeni planlar ve daha sağlam yeni adımlar atmasına katkı sağlayabilir. Dolayısıyla da aslında bu durumun kişi adına iyi mi yoksa kötü mü olduğuna dair faydası dokunacaktır. Hüzün ve üzgünlük hayata bir yönden bakmamamız için bize bir güç verir belki de kuş bakışı bakmak bizler için en adil olanı olacaktır.
4.KISKANÇLIK
Yaşamımızda mutsuz birçok yaş almış birey tanıma fırsatımız olmuştur. Bunların başında belki o kişi yakından tanıdığınız kişiler bile olabilirler. Kıskançlık duygusu temelinde o kişinin yaptığı eyleme, başardığı o eyleme dair bir arzu, istek yatar ama kendimizin erişemediği o arzuya birinin kolaylıkla veya güçlü bir iradeyle elde etmesi yaşça büyük insanlar da daha çok gözlemlediğim “gerçekleştirilememiş ideallere olan arzu” derinlerinde yatar. Lakin o duyguya ulaşmak yerine kıskanmak birçoğunun daha da kolayına gelerek duruma bu duyguyla bakabilirler.
Kıskançlık duygusu yapamadığın şeyleri başkasının yapabilmesi sonucunda kendini kötü hissetme durumunun sonucudur. Bu duyguyu avantaja dönüştürmenin bir yolu da kıskandığınız durum ve kişilere bakarak sizde eksik olan ve yapmayı en çok arzuladığınız durumun fark edilmesi açısından önemli olacaktır.
5.YALNIZLIK
Yalnızlık duygusu aslında kişinin o anda birilerine ihtiyaç duyduğunun en temel göstergesidir. Birey yalnız kaldığını hisseder, etrafında hiç kimsesi kalmadığını düşünür ve sonuç olarak da kendine bu konuda acıma ortaya çıkar. Bu duygunun bizlere verdiği en önemli mesaj birilerine ihtiyacımız olduğu gerçeğidir. Gerek konuşmak gerek dertleşmek gerekse de sadece birinin varlığı.
Duygumuza kulak asmalı ve o yalnızlık ortamını bozmamız gereklidir. Sosyalleşmeli ve bu duygunun gitmesi için arkadaşlarımızla veya ailemizle görüşmelerimizi sıklaştırmalıyız.
6.KORKU
Korku duygusu aslında hepimizin bildiği üzere hayatta kalmamıza katkı sağlayan bir duygudur. Korku duygusu bazı durumlarda çok faydalıdır. Bizi hayata tekrardan bağlayabilir veya büyük bir felaketten koruyabilir ama burada ki önemli ayrım kişinin o korkuyu ne zamandan beri getirdiğidir. Korku duygusu çocukluktan bile gelebilir. Örneğin yalnız kalacağım korkusu kişinin yanlış ilişki ve arkadaşlık ilişkileri içerisinde kalmasına itebilir. Başarısız olabilirim bunu yapamayabilirim korkusu da kişinin hep yeni bir şeyler deneme isteğini köreltebilir.
Bu duyguda önemli olan şeyin o korkumuzun ne olduğunu bularak eksik kalmış o yanımız üzerinde daha çok çalışıp durumun farkında olarak kendi yaşantımızda aydınlığa çıkmamızda yardımcı olacaktır. Ayrım bu korku hayatta kalmamı mı sağlıyor yoksa başka bir şey mi? Bu ayrım duygu yönetimi için çok faydalı olacaktır.
7.KAYGI
Kaygı duygusu korku duygusuyla ilişkilidir. Hayatta kalma ve olası tehlikeler için önlem almaya iten bir duygudur. Yoğun yaşanan kaygı kişinin hayatında ki o dengeyi bozduğuna işaret verebilir. Bu denge kişinin gereğinden fazla sorumluluk, yük alması veya aslında kendini dinlemeyerek aldığı kararların sonucu olabilir. Kişi bu duyguyu avantaja çevirecek olursa aslında neyi isteyip istemediği veya ne yaparken yoğun kaygı yaşadığını görmesine dolayısıyla da iç sesini dinleyerek iç huzurunu korumasına yardımcı olacaktır.
8.BIKKINLIK
Bıkkınlık duygusu öncesinde yapmaktan zevk aldığınız her işin artık size zulüm gibi zor ve anlamsız gelme duygusudur. Bu durumda yapılan yanlış, kişinin isteyerek yaptığı sonucunda zevk aldığı durumlara artık görev gözüyle bakması neden olacaktır. Yani ilgi ve hobinin yerine zorunluluk, görev ve yapılması gereken bir ödev gibi bakılması durumunun yer değiştirmesidir. Bir şeyin sıklığı ile bu durum alakalıdır. Bu durumda o şeyi artık ne kadar çok ve ne kadar zorlukta yaptığınızı göz önünde bulundurmanız gerekmektedir.
9.UTANÇ
Son duygumuz utanç duygusudur. Utanç duygusu kişinin başkaları tarafından yadırganmak istememesiyle alakalıdır. Özellikle hepimizin çocukken daha sık ve çok yaşadığı bir duygudur. Yine bu duygu içinde aslında çocukluktan mı getirdiğimiz yoksa o olay yaşanırken mi meydana geldiği çok önemlidir. Bu durum göz ardı edilmemelidir. Çünkü şayet çocukluktan getirilen bir duygu ise bu durum için gerekli destek alınmalıdır. Günlük yaşantımızı etkileyebilen bir durum olduğu takdirde bu yaşamımızı zorlaştırabilmektedir.
Bu yazımda Beyhan Budak‘ın düşüncelerinden esinlenerek yaptığımı belirtmek isterim. Bu konu için gerekli video linktedir.
Seniha Sudenaz ERTEN





