Doğadan Gelen İlham : Biyomimetik Bilimi

İçindekiler

Biyomimetik Bilimi

Doğa her şeyi ile harika bir sistem içerisinde yaratılmıştır. Muhakkak her birimiz doğada gezerken birçok ilginç canlıya rastlamışızdır. Örneğin, karıncaların o minicik yapılarına rağmen, kendilerinden kat kat ağır yükleri nasıl kaldırdıklarını veya devasa karınca kulelerini nasıl inşa ettiklerini hep merak etmişimdir. Bir örümceğin ağının nasıl bu kadar dayanıklı olduğunu, kuşların gökyüzünde bu kadar rahat nasıl süzülebildiklerini, ahenkle nasıl uçabildiklerini… Bu örnekler böyle uzayıp gider. Bütün bunları ve doğada olup bitenleri elbette tek merak eden ben değilim. Birçok bilim insanı bu konularda araştırmalar, gözlemler yapmıştır. Hatta bununla yetinmeyip doğada var olan sistemleri teknolojik gelişmelere uyarlamışlardır. Böylece yeni bir bilim dalı ortaya çıkmıştır: Biyomimetik.

Biyomimetik Nedir Ve Nasıl Ortaya Çıktı?

Doğadaki modellerin incelenmesi ve sonrasında da bu tasarımların taklit edilerek veya ilham alınarak biz insanların sorunlarına çözümler getirmeyi amaçlayan yeni bir bilim dalıdır. Kısacası, doğanın taklit edilmesidir. (Biyotaklit)

Biyomimetik biliminin temellerini 1940 yılında İsviçreli George de Mestral oluşturmuştur. Doğada yürüyüş yaparken ‘dulavrat otu’ kendisinin pantolonuna ve köpeğinin tüylerine yapışmıştır. Bu otu kıyafetinin ve köpeğinin tüylerinden ayırması hayli zor olunca aklına bir fikir gelmiştir ve giyim endüstrisinde kullanılan yerel dilde ‘cırtcırtlı bant’ olarak bilinen, Velcro Bandı ortaya çıkarmıştır.

Her ne kadar biyomimetiğin bilim olarak anılması günümüze yakın tarihlerde olsa da aslında paleolitik dönemlerde de örnekleri mevcuttur. Örneğin, o dönemlerde insanlar avlanmak için taşlar kullanmışlardır. Bu taşları bir yırtıcı hayvanın keskin dişlerine benzetmeye çalışmışlardır.

Günümüzde Biyomimetik Örnekleri

Kuşlardan Uçaklara, Hızlı Trenlere

Tarihte birçok kişi gözlerini gökyüzüne dikmiş ve kuşlar gibi uçmayı arzulamıştır. İşte bu yüzden çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır. Bunu yaparken de  gökyüzünde rahatlıkla süzülebilen kuşların anatomisini incelemişler ve ilham almışlardır. Örneğin, kuşların kanat yapılarını dikkate almışlardır. İlk başarılı uçuş denemesini gerçekleştiren Wright Kardeşler, bir güvercinin anatomisinden esinlenmişlerdir.

Ayrıca kuşlar gökyüzünde uçarken hava girdapları oluştururlar. Bu hava girdapları büyüdükçe açığa çıkan ses de büyür ve gürültüye neden olur. Bununla beraber baykuşlar tırtıklı kanat yapıları sayesinde sessiz uçabilmektedirler. Mühendisler, baykuşların bu özelliklerini kullanarak uçakların uçuşu esnasında çıkacak gürültüyü en aza indirgeyebilmişlerdir.

Kuşlardan alınan ilhamla sadece uçaklar yapılmamıştır. Hızlı tren yapımında da balıkçıl kuşların özellikleri dikkate alınmıştır. Örneğin, yalıçapkınının suya dalışı ile hızlı trenin tünele girişi birbirine oldukça benzemektedir. Trenlerin tünellere girerken oluşturduğu ses patlamaları yalıçapkını kuşunun gagası taklit edilerek önlenmiştir.

Yusufçuk Böceğinden Helikoptere

Yusufçuk böceğiyle helikopterlerin benzerliği elbet sizlerin de dikkatini çekmiştir. İşte bu benzerlik yusufçuk böceğinden alınan ilhamdan kaynaklanıyor. Yusufçuğun halkalı bir vücudu vardır. Çaprazlama yerleşmiş çift kanatları sayesinde istediği zaman durup ters yönde uçabilme özelliğine sahiptir. Çok hızlı uçabilirler. Hatta kanatları sayesinde havada sabit bir biçimde de durabilirler. Zırhları sağlam ve esnektir. Tüm bu özellikleri dikkate alındığında, asker ve mühimmat taşımak için kullanılan helikopterlerin özeliklerinin esin kaynağı olduğunu rahatlıkla görebiliriz.

Yarasalardan Radar Sistemlerine

Hepimizin de bildiği gibi yarasalar karanlığı sever, geceleri ortaya çıkar ve gece saatlerinde beslenirler. Peki yarasaların kör olduğunu ve görme duyusu yerine daha çok işitme duyularını kullandıklarını biliyor muydunuz? Yarasalarda mükemmel bir ses-yankı sistemi vardır. Ultrason denilen ve biz insanların algılayamayacağı kadar yüksek desibeli olan titreşimlerle ses dalgaları yayarlar. Yaydıkları bu ses dalgaları nesnelere çarptığında yansıma yaparak yarasalara geri döner. Bu sayede yarasalar gidecekleri yönleri ve nasıl hareket etmeleri gerektiğini belirlerler. Radar sistemlerinde de yarasalardan ilham alınmış ve sistem düzenekleri bu şekilde kurulmuştur.

Ayçiçeğinden Güneş Panellerine

Her zaman yüzünü güneşe döndüğü bilgisi ile bilinen ayçiçekleri de biyomimetik bilimine ilham kaynağı olan canlılar arasındadır. Ayçiçeğinin sürekli güneşi takip edişinden esinlenerek güneş panelleri yapılmıştır. Bu panellerle güneş enerjisi en verimli şekilde soğurulmakta ve günümüzde önemi gitgide artan yenilenebilir enerji kaynaklarından bu sayede yüksek fayda sağlanmaktadır.

İnsanlardan yapay zekaya

Biyomimetik, sadece doğadaki diğer canlıların taklidinden oluşmaz. Aynı zamanda insan vücudundan da esinlenmiştir. Örneğin; yapay zeka, insanların sinir sistemleri dikkate alınarak ortaya çıkarılmıştır.

Biyomimetikte doğadaki birçok varlığın taklidi söz konusudur. Yukarıda örneğini verdiklerim bunlardan sadece birkaçını oluşturmaktadır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bültene Abone Ol
en son haberleri, duyuruları, ilanları, etkinlikleri almak için abone ol
İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz