Geçmişten Günümüze Sinema

İçindekiler

Geçmişten Günümüze Sinema

Hayallerin gerçeğe dönüştüğü yer, 7. Sanat olarak kabul gören, yer yer umutlara kapıldığımız, bazen hüzünlendiğimiz beyazperde deki karakterler de kendimizi gördüğümüz büyük bir buluş, Sinema. Senaryolardan oluşan, çeşitli olayları işleyen, içinde farklı alanlara bölünen sinemanın bugün ki değeri oldukça fazladır. Sinema, görüntülerin ya da çizilmiş desenlerin ışıkla perde üzerine düşürülerek hareketli görüntülerin elde edilmesi prensibine dayanan sanat dalıdır.

Sinema da 1830’lu yıllarda ilk hareketli görüntüler elde edildi. 1870 yılında İngiliz Fotoğrafçı Eadweard Muybridge ilk ardışık hareketli fotoğrafları oluşturdu. Muybridge bahis üzerine koşan bir atın resimlerini çekip birleştirerek ilk kez hareket hissiyatını yarattı. Zoepraksinoskop adında bir aygıt geliştirdi. Bu aygıt Sinema kameralarının ilk hali olarak da bilinir.

6 Ekim 1927 yılında ilk kez görüntülerin ve seslerin beraber kaydedildiği ve ilk uzun metrajlı film olan “The Jazz Singer” ismiyle yönetmenliğini Alan Crosland’dir. ABD yapımı filmin başrolünde Warner Oland, Al Jolson ve May McAvoy yer aldı. 1895’den sinemanın gerçek doğum yılı olarak görülen “The Jazz Singer” ‘a kadar olan bütün filmler diyalogsuz olarak çekilmiştir. Sessiz sinema olarak adlandırılan bu dönem senaryoda ki diyaloglara ara yazılar veriliyor ve tüm filmler müzik eşliğinde gösteriliyordu.

Sinemacılar Dönemi

“Sinemacılar Dönemi” olarak da kaydedilen bu sürecin başlangıcı Ömer Lütfi Akad imzalı 1949 yapımı “Vurun Kahpeye” adlı film kabul edildi. Yaklaşık 20 yıl süren bu dönemde 2 bin 200 film çevrildi ve Osman Fahir Seden, Metin Erksan, Atıf Yılmaz ve Memduh Ün gibi usta yönetmenler ilk filmlerine imza attı.12 Eylül darbe sonrası Türk sineması Türk sinemasında 1980 darbesinden sonra toplumsal değişim ve karamsarlık sinemaya yansıdı, çekilen film sayısında düşüş yaşandı ve 1990’lı yıllarda sinema sektörü durma noktasına kadar geldi.

1990-2000 Yılları Arasında Türk Sineması Yaklaşık 500’ün üzerinde film çekildi 10 yıllık sürecin ardından 1990’lı yıllarda bugünün önemli yönetmenlerinden olan Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Mustafa Altıoklar, Ömer Vargı ve Derviş Zaim gibi isimler sinemaya adım atan isimlerden oldu. Yabancı romanlar ve yapıtların da türkçeye çevrilmesiyle filme dönüştürüldüğü bu dönemde, Toronto Sinema Vakfı ve Ottawa Elçiliği’nin desteğiyle Türkiye’de ilk toplu film gösterisi Türk sinemasının küreselleşme konusunda ilk adımını atmış bulundu.

2000’lerden bugüne Bu dönemde yerli sinemaya olan ilgi ciddi oranda artarak, Türkiye Avrupa ülkeleri arasında yerli yapımların en çok izlendiği ülke haline geldi. Sektörde 2005’de 30 milyona yaklaşan seyirci sayısı, 2017’de 71 milyonu aştı. Aynı yıl sadece gişe gelirleri 863 milyon liraya ulaştı ve “Recep İvedik 5” filmi 7 milyon 437 bin 50 kişilik izleyici sayısıyla tüm zamanların en çok izlenen Türk filmi oldu. Son yıllarda artan seyirci ve film sayısı, üretimdeki çeşitlilik ve uluslararası arenada kazanılan ödüller, Türk sinemasının yeniden canlanmasına neden oldu .Ayrıca komedi filmlerinin rağbet gördüğü 2000’li yılların ortalarında, Cem Yılmaz‘ın “G.O.R.A.” ve “A.R.O.G.” filmleri, Yılmaz Erdoğan‘ın “Vizontele”, Ata Demirer ve Demet Akbağ ‘ın rol aldığı “Eyvah Eyvah”, Şahan Gökbakar’ın “Recep İvedik” serileri büyük ilgi gördü.

"7. Sanat" Sinemanın Kısa Tarihi
“7. Sanat” Sinemanın Kısa Tarihi

1950-1960 dönemi

Türkiye’de uzun süreli bir sinema geçmişinin olmamasından dolayı sinema, tiyatro anlayışıyla sürdürülmeye çalışıldı ve bu tiyatro üslubu 1950’lerden sonra kırılmaya başladı “Geçiş Dönemi” adı verilen bu yıllarda yabancı filmler Türk sinemasında önemli bir yer edindi. Bu filmler arasında ABD ve Mısır yapımları daha yaygın olarak bulunuyordu.Bu dönemde Türk Sinemasının ilk sesli kabul edilen Türk-Mısır-Yunan ortak yapımı “İstanbul Sokakları”nda adlı yapımın yanı sıra ilk kısa metraj filmler ile dönem filmleri bu tarihlerde çekildi.

19 Mart 1910’da İlk Türk sineması “Milli Sinema” adıyla kuruldu.

Türkiye’de ise ilk kez sesli film gösterimi 25 Eylül 1929’da Elhamra Sineması’nda, “Kadının Harbe Gidişi” isimli film seyircilere takdim edildi.Osmanlı’nın sinemayla tanışmasıysa ilk kez Lumiere Kardeşler’in “Bir Trenin La Ciotat Garına Varışı” adlı filminin 1896’da bir Alman Yahudisi olan Sigmund Weinberg tarafından, İstanbul Galatasaray’daki bir birahanede gösterilmesiyle gelmiş oldu.

Renkli Filmler

İlk Renkli Filmler Dünyanın ilk renkli sinema filmini İngiliz mucit Turner tarafından çekilmiştir. Sahneleri renklendirmek için farklı boyama yöntemi kullanıldı. Bu yöntemde önce siyah-beyaz çekilen filmlerde, örneğin gece sahneleri mavi ya da koyu mor renklere boyanarak gece görseli yaratıldı ve bunun gibi her bir sahne tek tek renklendirildi ,bu işlem o zamana göre çok zahmetli ve pahalı bir işlemdi, ancak emeklerin karşılığı olarak zamanın sinema seyircisi için unutulmaz bir deneyim yaratmıştır.

İlk Çift Kanallı Ses “King Kong” Filminde Kullanıldı

Sesli sinema’ya karşı bir direnç olduğu dönemler de yeni bir sinema kavramı sorgulanıyordu daha sonra ses sinemaya tanımlandı ve 1933 yılında King Kong filmiyle ilk kez çift kanallı ses kullanıldı. Dünya sinemasında sesin sağladığı gerçeklik duygusuyla toplumsal konulara değinen filmlerin yanı sıra birçok türde film, yapım şirketlerinin ürünleri arasına girdi, bunların arasında kent argosu ve çatışma sahnelerinin gerçeğe uygun biçimde kullanıldığı filmleri veya ünlü kişilerin yaşamlarını ele alan biyografik filmler bulunuyordu.

Kaynakça:

https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/dunden-bugune-sinemanin-yolculugu/1603789https://www.halkbank.com.tr/tr/blog/yasam/Sinemanin-Gelisimi-Bolum1.html

Diğer yazılarımıza göz atın:

Stonehenge Ve Göbekli Tepe 12 Bin Yıllık Gizem

Havacılık Nedir?

Zaman Yönetimi 101

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bültene Abone Ol
en son haberleri, duyuruları, ilanları, etkinlikleri almak için abone ol
İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz