Göktuğ Gürler İle Röportaj

İçindekiler

Göktuğ Gürler İle Röportaj

1 Merhaba Göktuğ Bey, bize kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz? 

Sondan başlayacak olursak iki senedir Twitter’da video üzerine yazılım mühendisi olarak çalışıyorum. Onun öncesinde Google’da yine video üzerinde çalışıyordum. Bu iki şirkete olan yolculuğumu ise yaklaşık dört sene kadar çok yoğun bir şekilde çalıştığım bir Start-up’a ve onun da öncesinde aldığım doktora eğitimine borçluyum. Mesleğimi ve araştırma konumu hiç terk etmeden, endüstrinin en üst seviyesinde işimi yapmaya devam ediyorum.

2 Sizi başkalarından ayıran yönleriniz nedir?

Bir işi ya iyi yapmayı ya da hiç yapmamayı tercih ederim. Herhangi bir konuda katma değeri yüksek bir sonuç elde etmek istiyorsanız, işinize özenmelisiniz. “Olduğu kadar” mantığında yaptığınız işin ne size ne de bir başkasına faydası olmayacaktır. Ancak bir işe özenmek ile o işi mükemmel yapmak için haddinden fazla zaman harcamak aynı şeyler değildir. Bu aradaki dengeyi iyi kurduğuma inanıyorum. 


Bir proje üzerinde çalışırken sadece teknik yönlerini değil, kullanım kolaylığı, kullanıcıların istekleri gibi diğer yönleri ile de ilgilenirim. Bugün beğeni ile kullanılan pek çok iyi üründe mühendislerin ürün hakkında verdikleri kararlarda önemli payları vardır. Bu şekilde katkı sağlayabilecek bir mühendis olmak kariyerinizde size ayrıcalık sağlayacaktır.

3 Size göre iyi bir üniversite ne demektir? İyi bir üniversiteden beklentiniz nedir?

Genel bir yanılgı, üniversitenin liseden sonra gelen farklı bir öğretim kurumu olduğu ve en iyi üniversitenin en iyi eğitimin sunulduğu yer olduğudur. Halbuki üniversite öncelikle bir kişiye birey olmayı ve kendi sorumluluklarını almayı öğretmelidir. İyi veya kötü olarak sonuçlanmasına bakmaksızın kendi başınıza verdiğiniz kararların hayatınıza etkisini görebildiğiniz bir yerdir üniversite.

Bunun dışında üniversitenin diğer bir asli görevi, öğrencisinde merak duygusunu uyandırmak, vizyonunu genişletmektir. Bu geçmişi başarılarla dolu bir hoca sayesinde olabilir. Panele gelen konuşmacılardan çıkardığınız öğretiler sayesinde olabilir. Ya da üniversitenin öğrencilerine sunduğu  kütüphane, laboratuvar veya üye olunan dergiler gibi imkanlar sayesinde olabilir. 

Hangi üniversite size daha geniş bir vizyon verip, sizde merak ve ilgi uyandıran bir konuyu tanıştırabilmiş ise, o üniversite sizin için iyidir. Aldığınız eğitimin kalitesinin önemi bunlardan sonra gelir.

4 Neden yurtdışında çalışmayı tercih ettiniz? Tavsiye eder misiniz?

Ben 2013 senesinde Türkiye’den ayrıldım ve o dönemde yurtdışına çıkmak ekonomik açıdan bir zorunluluk değildi. Benim yurtdışına gitmek istememin temel sebebi ilgi duyduğum konuların en iyi icra edildiği yerin Silikon Vadisi olmasıydı. Neresi olursa olsun bir yurtdışı yapayım gibi bir düşünce ile de hareket etmedim. 

Mesleğine meraklı olan herkese, mesleklerinin en iyisi Dünya’da nerede icra ediliyor ise oraya gitmelerini şiddetle öneririm. Finans alanına ilgi duyuyorsanız New York veya Londra’ya, yazılıma ilgi duyuyorsanız Silikon Vadisi’ ne gitmenizi tavsiye ediyorum…

Günümüzde değişen çalışma koşullarını düşünürsek, fiziksel olarak sürekli orada kalmadan da oradaki iş hayatının bir parçası olabilmek mümkün. Bunun farkında olarak kendinize bir yol haritası çizmenizi tavsiye ederim.

5 Amerika’ da çalışmanın Türkiye’ dekine göre farklılıklarını anlatabilir misiniz?

Türkiye ile Amerika’daki çalışma ortamlarını kıyasladığımda fark ettiğim pek çok farklılık var. Ben bunlardan sadece saygı gösterme kavramı hakkında bir şeyler paylaşmak istiyorum. 

Türkiye’de saygı daha çok kelimelerle gösteriliyor. Ahmet Bey, Ayşe hanım diyerek insanlar birbirlerine olan saygılarını göstermiş oluyorlar. Dahası saygı genel olarak astın üstüne göstermesi gereken bir kaide olarak iş hayatında yerini almış. 

Amerika’da (en azından kendi çalıştığım ortam için) durum farklı. Burada birisine saygı göstermek isminin sonuna anlamsız ekler getirmek ile olmuyor. Karşınızdaki müdürünüz de olsa, şirketin patronu da olsa, normal şartlarda onlara sadece ismi ile hitap ediyorsunuz. “Merhaba Mark nasılsın?” veya “Jack, sana gönderdiğim dökümanın üzerinden geçebilir miyiz?” gibi içerisinde gereksiz saygı kelimeleri olmadan sizden daha üsttekilerle konuşuyorsunuz. Saygınızı ise verdiğiniz sözleri tutarak, işinizi düzgün ve zamanlı bir şekilde teslim ederek gösteriyorsunuz. Ancak dikkat edilmesi gereken şey, iş ortamında birisine ismi ile hitap etmeniz, o kişi ile yakın olduğunuz anlamına gelmez. Burada arkadaşlık ile iş arkadaşlığı birbirine karşılaştırılmaz. 

Saygı konusundaki diğer bir farklılık, saygı aşağıdakinin üstündekine gösterdiği, üsttekinin ise aşağıdakine göstermek zorunda olmadığı bir konu değil. Siz müdürünüz ile nasıl konuşuyorsanız o da sizinle benzer bir şekilde konuşuyor. Müdürünüzün size saygı göstermesinin yolu da, sizin önerilerinizi veya şikayetlerinizi dikkatte almasından geçiyor. Eğer müdürüm benim önerdiklerimi göz ardı edip onun yerine bütün gün bana Göktuğ Bey diye hitap etseydi, o şirketten ayrılırdım.

Bu tabii biraz da kültürel bir farklılık. Bunu birebir Türkiye’ ye uyarlamanız için değil, farklı bir bakış açısı getirmek açısından paylaşıyorum.

6 Google sonrası neden Twitter? Google’ da bulamayıp Twitter’ da farklı olduğunu düşündüğünüz neydi?

Kurumlar büyüdükçe hantallaşır. Bugün en uç noktası olan devlet, olabilecek en hantal yapı karşımıza çıkar. Bu durum Amerika’da da böyledir, Avrupa için de geçerlidir. Devlet dairesi dendiğinde aklınıza ne geliyorsa bunu büyük şirketler için de düşünebilirsiniz. 

Aslında Google’ın çalışanlarına verdiği pek çok iyi imkan var. Çalıştığınız haftalar üzerinden masaj saati kazandığınız, isterseniz çalıştığınız masanın yüksekliğini sizin için ayarlayacak birilerini çağırabildiğiniz, üç öğün yemeklerin verildiği onlarca farklı restaurantı olan, bir yere bağışta bulunduğunuzda şirketin de sizin kadar ayrıca katkı yaptığı, periyodik olarak sosyal etkinliklerin düzenlendiği bir şirketten bahsediyoruz. Yüksek maaşları ve pozisyonunuzun güvenliğinden bahsetmiyorum bile.

Ne var ki tüm bu güzel özellikler, Google’in devasa bir kurum olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Dahası bunlar bir mühendisin etkin iş çıkartması ve bir iz bırakmasını da kolaylaştırmıyor. Kurumlar büyüdükçe içeride kahramanlara ihtiyaç giderek azalıyor. Ben bu sebeple kendimi daha iyi gösterebileceğim ve aklımdaki sistemleri daha az bürokrasi ile gerçekleştirebileceğim bir şirketi tercih ettim. Twitter, Google ile kıyaslandığında daha küçük olması sayesinde daha hızlı hareket edebilen dinamik bir şirket. Bu da günümün daha eğlenceli geçmesini sağlıyor.

7 Bu şirketlerde çalışırken hangisi daha ön plana çıkar? Zeka mı çalışkanlık mı?

Bence bu sorunun cevabı kesinlikle çalışmak. Zeka tabii ki verimli çalışmanızı, kapıların size daha kolay açılmasını sağlayacaktır. Ancak çalışma azmi olmayan başarıya ulaşan birilerini çevremde görmedim. Kalıcı olmayan, anlık başarılar olsa da uzun planda çalışmak burada başarılı olmanın temel koşuludur çalışmak.

8 Türkiye’ ye dönmek gibi bir düşünceniz var mı?

Emeklilik sonrasında böyle bir planım olabilir, şimdilerde sadece tatillerde uğruyorum. Ancak bu kararın Türkiye’yi özlemediğim gibi algılanmasını da istemem. Derin bir sevgi ile bağlı olduğum bu güzel memletin hem insanlarına hem kurumlarına yardımcı olabilmek için hayatımın bir parçasını ayırmaya çalışıyorum. Buradaki insanların hayat kalitelerinin artmasını görmek ve bunun bir parçası olabilmek beni mutlu ediyor. 

9 Yeni mezunlara tavsiyeleriniz varsa nelerdir?

Sevmediğiniz bir mesleği seçmemeye çalışın. Sevdiğiniz zaman hem çalışma arzusu hem ilgi kendinden gelecektir. Çevrenizdekilere ve en önemlisi kendinize karşı dürüst olun. Son olarak da, bildiklerinizi paylaşın ve bilmediklerinizin, her kim olursanız olun, bildiklerinizden çok daha fazla olduğunun farkında olun. 

Göktuğ Gürler’ in Linkedln adresi aşağıda yer almaktadır.

Linkedln adresi: https://www.linkedin.com/in/goktug-gurler-a6414b16

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bültene Abone Ol
en son haberleri, duyuruları, ilanları, etkinlikleri almak için abone ol
İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz