OKB| OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK NEDİR?

Çoğumuz evden çıkmadan önce ocağı kapatıp kapatmadığımızı, ütüyü fişten çekip çekmediğimizi, duyu veya elektriği açık bırakıp bırakmadığımızı merak eder ve kontrol ederiz. Bu durum oldukça normal bir davranıştır. Bunları umursamamız da yaşadığımız alan ve çevremiz için oldukça güvenlidir. Lakin obsesif kompulsif bozukluğu yani takıntı hastalığı olan kişiler için bu durumun sıklık miktarı farklıdır. Sizin bir defa veya iki defa kontrol edeceğiniz durumu obsesif kompulsif bozukluğu olan kişilerin üç, dört kez yaptığını hatta bu durumun daha da sık bir şekilde yapıldığını gözlemleyebiliriz. Bu durumu yaşayan bireylerin evden çıkmadan önce yapması gereken şeylerin listesi bile hazırdır.

İçindekiler

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

Obsesif Kompulsif, bozukluk bir çeşit kaygı bozukluğudur. Bu kişiler, sıklıkla istenmeyen ve endişe verici düşüncelere kapılırlar.

Bu düşünceler, beyine zorla girdikleri ve ruh haline hakim oldukları için zaman içerisinde saplantı haline gelirler ve kişinin kaygılanmasına yol açar. Kaygının ve saplantıların önüne geçebilmek için kişi belirli davranış ya da ritüelleri tekrarlama gereksinimi duyar. Bu davranış ve ritüellere, psikolojide kompülsiyonlar yani “zorlantı” denir. Kompülsiyon bir şeyi, yapılan ritüelleri acil olarak gerçekleştirme ihtiyacıdır. Obsesif Kompulsif bozukluğun iki ögesi vardır.

  1. saplantı
  2. Kompülsiyon’dır.

Düşünce ve ritüeller, obsesif kompulsif bozukluğu olan kişilerin kaygılanmasını sağladığı için, kişi günlük hayatında ve sosyal ilişkilerinde zorlanmaya başlar. Genel olarak obsesif kompulsif bozukluktan bahsettiğimizde, daha sık rastlanan saplantı ve kompülsiyonlar bulunduğunu görürüz. Saplantı ve kompülsiyonlar birlikte ortaya çıkabilecekken, ayrı ayrı da gözlemlenebilmektedir. Mesela, temizlik kompülsiyonunu yani zorlantısını ele alalım. Bu kompülsiyon mikrop ve kirlilikle saplantılı olmanın sonucunda ortaya çıkar. Kişi, mikrop ve kirliliği kontrol edebilmek için, saatlerce banyoda kalıp, yıkanabilir yada temizlik yapabilir. Tekrarlamak, başka bir kompülsiyon örneğidir. Bir ismi, bir cümleyi arka arkaya söylemek ya da bir davranışı arka arkaya tekrar etmek olarak kendini gösterir. Bu kompülsiyon, tekrarlama yapılmadığı zaman kötü bir şey olacağı saplantısı sonucunda ortaya çıkar. Bir odaya girerken, elektriği defalarca açıp kapamak bu kompülsiyon için verilebilecek bir örnektir. Kontrol etmek ise yine başka bir kompülsiyondur. Kişilerin, kendilerini ve başkalarını incitmekten korkma saplantıları bir şeyi defalarca kontrol etmelerine sebep olur. Kapının kilitli olup olmadığını, ya da ocağın kapalı olup olmadığını defalarca kontrol etmek gibi. Her şeyi düzenlemek ve sıralamak ya da eşyaların simetrik oldukların emin olmak, ise mükemmeliyet saplantısı ile alakalı bir kompülsiyondur.

Örneğin, kütüphanedeki kitapları renklerine göre sıralamak saplantı haline gelen düzen, bu hastalıktan muzdarip kişilerdeki huzursuzluk ve kaygı seviyelerini azaltır.

Son olarak, belki de çok daha sık olarak rastlanan din, meditasyon ya da genel tabiriyle ruhsal ritüellere örnek olarak verilebilecek, dualar ya da tekrarlanan bazı cümleler, istenmeyen duygulardan kurtulma ya da gelecekte gerçekleşebilecek korkutucu bir olayı engelleme amacıyla bu endişelerin oluşturduğu saplantı ile yapılır. Kişi, kötü bir düşünceye kapıldığında, bu ritüelleri yaparak, o düşüncenin önüne geçmeye çalışır. Kısacası, bu gibi saplantı ya da kompülsiyonlardan birine sahip olan birinin, obsesif kompulsif bozukluğu olabilir. Bundan emin olmak için, bir profesyonel, Ruhsal Bozukluklar Tanılayıcı ve İstatistiki El Kitabının, beşinci baskısına başvurabilir.

Saplantılar

Öncelikle, bir şeyin saplantı olabilmesi için, kaygı ve huzursuzluğa yol açan, tekrarlayan ve istenmeyen düşüncelerden oluşması gerekir. İkinci olarak, hastanın bu düşünceleri bastırmayı veya görmezden gelmeyi denemiş olması gerekir.

Kompülsiyonlar

Bir şeyin kompülsiyon olabilmesi için de, sıralamak ya da kontrol etmek gibi tekrarlayan davranışların ya da dua etmek ve sürekli saymak gibi ruhsal ritüellerin bir saplantıya tepki olarak gerçekleşiyor olması gerekir. İkinci olarak kompülsiyonların, kaygı ve huzursuzluğu azaltmak için “aşırı şekilde” yapılıyor olması gerekir.

Bir kişiye OBK teşhisi konması için bu saplantı ya da kompülsiyon çiftlerinden birine sahip olması gerekmez. Sadece saplantısı ya da kompülsiyonu da olabilir.

Peki, insanların bu saplantı ve kompülsiyonlara sahip olmasına ya da obsesif kompulsif bozukluğa sahip olmasına sebep olan şey nedir?

Obsesif Kompulsif Bozukluk Hakkında

Obsesif Kompulsif Bozukluk, aynı aileye mensup bireyler arasında daha sık görülmektedir.

Bunun için Obsesif Kompulsif Bozukluğunun sebebinin, çevresel değil de, biyolojik olduğu düşünülmektedir. Buna rağmen, obsesif kompulsif bozukluğunun asıl nedeninin ne olduğu ise hala bilinmemektedir. Genellikle çocukluk ve gençlik yıllarında başlayan ve 20’li yaşlarda teşhis edilen obsesif kompulsif bozukluk, dünyada milyonlarca insanı sadece Amerika’da iki milyon kişiyi etkilerken, kadınlarda ve erkeklerde görülme olasılığı ise hemen hemen aynı.

Obsesif Kompulsif Bozukluk Tedavisi

Obsesif kompulsif bozukluk teşhis edildikten sonra bir tedavi planlanması yapılır.

Hastaya, psikoterapi özellikle de bilişsel davranış terapisi ya da ilaç kullanımı hatta bazı örneklerde ikisi birlikte önerilebilir. Bilişsel davranış terapilerinden biri olan maruziyet cevap terapisi ise en çok kullanılan terapi türüdür.

Maruziyet Cevap Terapisi Nedir?

Bu terapide hasta, zorlantı ya da endişe yaratacak durumlara maruz bırakılır. Bu maruziyet sonucu hasta, kompülsiyonunu engelleyebilmeyi ya da saplantısından kaynaklanan kaygının aslında ritüeller olmadan azaldığını öğrenir. Bu terapinin etkili olması için hastanın prosedürlere sadık kalması çok önemlidir. Bazı hastalar, daha fazla kaygılanmamak için bu terapiye katılmayı istemezler.

Başka bir tedavi metodu olarak hastalara ilaç verilebilir. Serotonin geri alım engelleyicilerin ilacı kullanan hastaların yarısı üzerinde etkili oldukları görülmüştür. Tedaviye önemli ölçüde yardımcı olan bu ilaçların ne yazık ki başka ilaç ya da psikoterapi ile tedavi edilmesi gereken, başka yan etkileri vardır. Her şeye rağmen, bu metodlarla tedavi edilen hastaların yaşam kalitesi artar ve işlerine, okullarına hatta sosyal ilişkilerine kısacası normal hayatlarına devam edebilirler.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bültene Abone Ol
en son haberleri, duyuruları, ilanları, etkinlikleri almak için abone ol
İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz