1.Ülgen Hanım öncelikle bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.Bize kendinizden bahseder misiniz?
1977 yılında İstanbul’da doğdum. Matematikte çok başarısız, Türkçe derslerinde zamanın nasıl geçtiğini anlamayan bir çocuktum (hala da rakamlarla değil kelimelerle aram daha iyidir). Evimizde çok dergi okunurdu; ben de (içinde yazanların çoğunu anlamasam da) ablamın Nokta dergilerini, annemin Elele dergilerini okuyarak büyüdüm. Liseden itibaren hedefimi belirlemiştim: Gazeteci olmak; merakımı dindirmek için sormak, dinlemek, öğrenmek, öğrendiklerimi aktarmak istiyordum. Neyse ki sistem beni doğru yere yerleştirdi (aksi durumda muhtemelen çok meraklı bir komşu olurdum) ve İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü kazandım.
Okulun ikinci yılında, haftalık yayınlanan ekonomi dergisi Para’da stajyer olarak çalışmaya başladım. Ardından Platin Dergisi’ni yayına hazırlayan ekip içinde yer alarak 2000 yılına kadar ağırlıklı olarak yönetim ve pazarlama konularında haber çalışmaları ve söyleşiler yaptım. Daha sonra bir de gazete deneyimi kazanmak istediğim için Radikal Gazetesi Dış Haberler Servisi’ne geçtim. Ancak dergiciliğin bana daha uygun olduğunu anlamıştım; uzun araştırmalar yapmayı, daha uzun metinler aracılığıyla okurla buluşmayı sevdiğimi biliyordum artık.
Ve 2002 yılında Türkiye’nin ilk İnsan Kaynakları ve Yönetim Dergisi HRdergi’ye Yazı İşleri Müdürü olarak katıldım, bir süre sonra Genel Yayın Yönetmeni rolünü üstlendim. 2009’dan beri de Genel Müdür Yardımcısı ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak, HRdergi Zirveleri’nin tasarımından, içeriğinden, konuşmacı koordinasyonundan ve dergide yayınlanan söyleşilerden sorumluyum.
2. HRdergi hakkında bizlere bilgi verir misiniz? Hangi alanlarda çalışmalar yapıyorsunuz?
HRdergi, 1996 yılında, tam da personelcilikten İnsan Kaynakları’na geçişin yaşandığı dönemde yayın hayatına başlayan Türkiye’nin ilk İnsan Kaynakları dergisi. İlk sayı, okurdan gelen yoğun talep üzerine ikinci baskı yapıyor. O günden bu yana (yani tam 25 yıldır) aralıksız olarak Türkiye ve dünyadan insan yönetimiyle ilgili gelişmeleri, araştırmaları, makaleleri ve İK profesyonelleri ile yapılan söyleşileri okurla buluşturmanın gururunu yaşıyoruz. 25 yıl gerçekten de yayıncılık açısından büyük başarı.
Öte yandan, 1998 yılından beri İnsan Kaynakları’nın her alanına eğilen zirve ve eğitimler de organize ediyoruz. Bugüne kadar yüzlerce konu başlığının ele alındığı geleneksel zirvelerimiz arasında; “Eğitimciler Zirvesi”, ”Performans Yönetimi Zirvesi”, ”Seçme Yerleştirme ve Yetenek Yönetimi Zirvesi”, “İç İletişim Zirvesi” ve “Çalışan Deneyimi Zirvesi” yer alıyor.
Pazarlama Dehası olarak bilinen Seth Godin, dünyanın en etkili 30 liderlik gurusu arasında 11’nci sırada yer alan Chester Elton ve “eğitimcilerin eğitmeni” olarak tanınan Bob Pike gibi dünya çapında konuşmacılarıyla ve ilgi çekici içerikleriyle gündem oluşturan bu zirveler, İK profesyonellerine iş dünyasının karmaşasında destek olacak ajanda oluşturuyor ve network imkanı sağlıyor. HRdergi olarak hikayemiz, yeniliklerimiz ve günceli yakalama çabası ile ilk günkü heyecanı ile sürüyor!
3. HRdergi’de çalışmak ya da staj yapmak mümkün mü? Kariyer fırsatlarınızdan bahseder misiniz?
HRdergi’de çok çekirdek bir kadroyla çalışıyoruz. Takım arkadaşlarımız uzun yıllardır bizimle; en kısa zamandır takımın parçası olan arkadaşımız 9 yıldır HRdergi’de görev yapıyor. Kadromuzda büyük değişiklikler çok ender oluyor.
Takım arkadaşı aradığımız zaman da öncelikli olarak adayın kurum kültürümüzle olan uyumuna bakıyoruz. Çünkü inancımız odur ki, kültür ile uyumlu olmayan kişiyle el sıkıştığınızda deneyimi, eğitimi, becerileri ne olursa olsun bir süre sonra bir uyuşmazlık yaşanıyor. Ama öğrenmeye ve araştırmaya açık, yılmayan, sormaktan korkmayan, dürüst ve samimi ilişkileri merkeze alan kişilerle çalıştığımızda zaten başarının kendiliğinden geldiğine inanıyoruz. Kadronun uzun yıllardır aynı kalması da doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.
4. İçerik üretirken nelere dikkat etmeliyiz? Bizlere ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz?
Önceliği “yaratıcılık” konusuna vereceğim. İçerik bombardımına tutulduğumuz bir dünyada yaşıyoruz. Bu nedenle fark yaratmak, öne çıkmak istiyorsak yaratıcılığımızı konuşturmamız gerekiyor. Başlıkta ve girişte kelime oyunlarından yararlanmak buna verilebilecek örneklerden biri olabilir. Bu nedenle içeriği hazırlarken temel mesajlara ve anahtar kelimelere odaklanmak gerekiyor.
Ben bol bol okumanın, film izlemenin, müze gezmenin de içerik üretiminde yaratıcılığa büyük katkısı olduğuna inanıyorum. Bazen bir filmde rastladığımız bir cümlede de bir bilim insanının, orkestra şefinin ya da sporcunun hayatını anlatan belgeselde de içeriği yaratıcı hale getirecek şifreler bulunabiliyor.
Öte yandan elbette hedef kitlenin beklentilerini bilmek, ülke ve dünya gündeminin sıkı bir takipçisi olmak çok önemli. Ek olarak: Samimi bir dil kullanmayı ve duygulara dokunmayı da unutmamak gerekiyor.
5. Dijitalleşmenin insan kaynaklarına etkileri nelerdir? Pandemi sizi nasıl etkiledi?
Dijitalleşmenin ayak seslerini zaten duyuyor, konuşuyorduk. İşin teori kısmı tamamdı ama uygulama kısmı hiç beklemediğimiz bir anda ve şekilde karşımıza çıkıverdi. Pandemi ile birlikte uzaktan çalışma, dijital çalışma teknolojileri, iç iletişimin uzaktan yürütülmesi gibi bir çok konu gündeme geldi. Bunların tümünde İnsan Kaynakları fonksiyonu kritik bir rol üstlendi. Bir yanda çalışan sağlığının korunması ile ilgili düzenlemeler yapılırken bir yandan da yeni çalışma düzenine geçişle birlikte bazı kararların hızla alınması gerekiyordu. Elbette bu süre içinde eğitim ve gelişim faaliyetleri de sürdürülmeliydi. Ve bence her ne kadar dijitalleşmeden söz etsek de bu dönemde insan gücünün önemini daha fazla anladık.
Öte yandan dijitalleşme konusunda Mercer Türkiye’nin 2021 Türkiye Dijital Dönüşüm ve İş Gücü Beceri Gelişimi Araştırması’nın sonuçlarını değerli buluyorum: Türkiye’den 107 şirketin katıldığı araştırmanın sonuçlarına göre; Covid-19’un hızlandırıcı etkisiyle birlikte şirketlerin yüzde 71’inin iyi tanımlanmış 3 yıllık dijitalleşme yol haritası planı bulunuyor ancak çalışanların yüzde 66’sında beceri açığı var. Bunun anlamı şu: Dijitalleşme yolculuğunda çalışanlarına yeni becerileri kazandıramayan ve Türkçe’ye “yeniden beceri kazanımı” ve “yeni üst beceriler kazanımı” olarak çevrilebilecek “reskilling” ve “upskilling” konularına yatırım yapmayan şirketlerin 3 yıl içinde önemli gelir kayıpları yaşanması kaçınılmaz hale gelecek. Bu da bizi yine, dijitalleşme yolculuğunda İnsan Kaynakları’nın kritik rolüne getiriyor.
Gelelim pandeminin HRdergi üzerindeki etkilerine… Salgının Türkiye’deki etkileri 2020 yılının Mart sayısının hazırlandığı dönemde kendini göstermeye başladı. Bunun üzerine çok hızlı hareket ederek (ve hedef kitlemizin sesini dinleyerek) bir sonraki sayı itibariyle online olarak yayınlanmaya başladık.
Öte yandan yüz yüze gerçekleştirdiğimiz son etkinliğimizi 11 Mart 2020 tarihinde düzenledik. Ve bir ay gibi kısa bir süre içinde yine çok hızlı hareket ederek Nisan ayının 28’inde ilk online zirvemizi hayata geçirdik. O günden bu yana da toplam 16 zirveyi ve sayısız canlı röportajı online olarak İnsan Kaynakları profesyonelleri ile buluşturmaya devam ediyoruz.
6. Yeni mezunlara ve insan kaynaklarında kariyer düşüncesi olan arkadaşlarımıza ne gibi tavsiyeler verirsiniz?
Hem yeni mezunlara hem de alandan bağımsız olarak kariyerine yeni adım atanlara ilk önerim, farklı yönlerini belirlemeleri. Kendinizi geliştirmekten, ilgi duyduğunuz alanlara derinlemesine odaklanmaktan asla vazgeçmeyin (içinde bulunduğunuz koşullar ne kadar olumsuz olursa olsun). İşinde başarılı olmuş kişilerde gözlemlediğim bir özellik var: Tutku duydukları alanı bulmuşlar ve her ne yapıyorlarsa o konuda öğrenmeye devam ediyorlar. Bu nedenle ilgi alanlarınızın ve yeteneklerinizin farkında olmanız çok önemli.
Ek olarak, mutlaka bir sivil toplum kuruluşunda görev alın. Bu size hem çalışma deneyimi hem de bir takımın parçası olma, sorun çözme, işbirliği gibi önemli konularda farklı bakış açısı kazandırır. Artık adaylardan karmaşık problem çözme becerisinin yanı sıra çevik düşünme ve yaratıcılık gibi beceriler bekleniyor. Hem takım üyeleriyle hem de farklı paydaşlarla uyum içerisinde çalışma becerisine sahip olmak ve yaptıklarını doğru anlatabilmek büyük önem taşıyor.
İnsan Kaynakları özelinde de kendinizi mesleğin sınırlarına hapsetmemek gerektiğine inanıyorum. Mesleğinize geniş açıdan bakın. Bir önceki soruda dijital becerilerin ne kadar önemli hale geldiğini vurgulamıştım. Kendinizi bu becerilere hazırlamak çok kritik.
Network kurmanın gerçekten ne demek olduğunu araştırın, öğrenin. Bunu iyi kullanın.
Mutlaka bir “asansör konuşmanız” olsun. Kendinizi, akılda kalıcı bir şekilde anlattığınız 5, 3 ve 1 dakikalık bir konuşma hazırlayın.
Anlayacağınız başarılı formülü o kadar da karmaşık değil aslında: Yaptığınız işten zevk almıyor ve kendinizi geliştirmiyorsanız, o işin beraberinde getirdikleri ne olursa olsun mutlu olmuyorsunuz. Bu da başarıyı doğrudan etkiliyor.
7. Muhakkak okumalısınız dediğiniz 3 kitaptan bahseder misiniz?
Bu soruya şöyle yanıt vereceğim: İlginizi her ne çekiyorsa, o konuda derinleşmek amacıyla onu okuyun. Kimisi için tarihi kitaplar, kimileri için insanı anlamaya yönelik psikoloji kitapları daha ilgi çekici olabiliyor. Bu nedenle “bu kitap muhakkak okunmalı” demek bana çok doğru gelmiyor ama kendi adıma Ahmet Şerif İzgören’in (özellikle Avucunuzdaki Kelebek) ve Prof. Dr. Acar Baltaş’ın tüm kitaplarının bende yankı bulduğunu, hemen hepsinin altının çizili olduğunu ve sık sık açıp yeniden okuduğumu söyleyebilirim. Bu kitaplar kendi kariyerimde ilerlerken de özel ilişkilerime bakış açımda da iş hayatımda da bana yol gösterici oldu. Kesinlikle tavsiye ederim.
