Halkla İlişkiler Bölümü Nedir?

HALKLA İLİŞKİLER VE TANITIM BÖLÜMÜ

İçindekiler

1 Halkla İlişkilerin Gelişim Süreci

1742’de İskoçyalı felsefeci David Hume “ Devlet yalnızca kanaatler üzerine kurulmuştur, bu söz en özgür ve demokratik ülkelerde olduğu kadar en despot yönetim tarzları için de geçerlidir.” Derken halkı ile bütünleşmeyen idarelerin yani halkla ilişkilerde zayıf olan yönetim tarzlarının başarılı olmasının mümkün olmayacağına işaret etmiştir. Bu görüşün yaygınlaşması sonucunda, yine aynı çağlarda İngiliz kralları, kamuoyu ile ilgilenmek ve krala bu konuda bilgi vermek görevini taşıyan danışmanlar istihdam etmeye başlamışlar, Katolik kilisesi de dini yaymak, halkla inanç aşılamak için propaganda okulları kurmuşlardır. Aynı yüzyıllarda Amerikan ihtilalinin liderleri olan Hamilton, Adams, Franklin ve Jefferson yeni kıtada halkla ilişkiler çalışmalarını ilk başlatan kişiler olarak dikkat çekmişlerdir. Halkla ilişkileri bir meslek olarak kabul eden ve bu alanda günümüzde dahi geçerli olan prensipleri ortaya koyan ilk kişi gazeteci Ivy Lee’dir.

Halkla ilişkiler aslında, insanlığın ortaya çıkmasıyla başlamıştır diyebiliriz. İnsanlar eski çağlardan bugüne kadar iletişim sayesinde anlaşmayı başarmışlardır. İletişimin doğru kullanılıp kullanılmadığı ortaya çıkan tartışmalar ile saptanmıştır. İnsanların uzlaşamadıkları konular tartışmaya sebep olmuştur. Genel olarak baktığımızda ise halkla ilişkilerin ortaya çıkması ve önem kazanmasının tarihi her ülkede farklıdır. Halkla ilişkiler aslında 20.yy’a özgü bir düşünce tarzı ve yönetim felsefesidir. Bugünkü anlamda halkla ilişkiler çalışmaları olmasa da, geçmiş dönemlerde de benzer uygulamalar yapılmıştır. Yani her ülkede ortaya çıkma tarihi farklı olsa da yapılan çalışmalar birbiri ile benzerlik göstermektedir.

Bir ülkede kamuoyu ne zaman önemsenmeye başlanmış?

Siyasal ve ekonomik amaçlı kurumlar halkın desteğini almak için ne zaman rekabet etmeye başlamış?

İletişim araçları ne zaman gelişmiş ve çeşitlenmiş?

Bu soruların cevapları, bir ülkede halkla ilişkilerin gelişiminin ne zaman olduğunun anlaşılmasına önemli katkı sağlayabilir.

Kamuoyu her dönem daha fazla önem kazanmaya başladıkça, bilginin doğru bir şekilde yayılması ve ilgili kişilere iletilmesi konusunda halkla ilişkiler kavramının öneminden bahsetmek mümkün hale gelmiştir. Siyasi partilerin liderleri halkı etkileyebilmek ve ikna etmek için propaganda faaliyetlerini yürütebilen halkla ilişkiler uzmanlarına gereksinim duymuştur.

1929 büyük ekonomik krizi halkla ilişkiler faaliyetlerinin öneminin devlet yönetimi ve işletmeler açısından artmaya başladığı bir dönüm noktasıdır. Kriz sonrasında sayıları milyonları aşan işsiz ordusu, sorumluluğu hükümete ve özel sektör kuruluşlarına yüklemişlerdir. Bu eğilimin karşısında zor durumda kalan özel sektör işletmeleri kurum içi ve kurum dışı ilişkilere önem vermeyi, özellikle kurum içinde çalışan personeli farklı bir yaklaşımla ele almayı, sorunlarının çözümü için bilimsel yöntemler uygulamayı kendilerini bu karışıklıktan kurtaracak tek yol olarak gördüler. Bu kararın sonucunda işletmelerde çalışanlara yönelik faaliyetler yoğunlaşmıştır. Ayrıca özel sektörün halkta olumlu bir imaj yaratması için vakıflar tesis etmeye ve öğrencilere burs vermeye de başlamışlardır.

Halkla ilişkiler faaliyetlerinin gelişimi, özellikle ikinci dünya savaşı süresinde ve sonrasında oldukça hızlanmıştır. Saldırgan ülkelere karşı kendilerini savunmak zorunda kalan ülkeler bir taraftan ordularını güçlendirmek için açtıkları gönüllü asker toplama kampanyalarında diğer taraftan da cephe gerisindeki destek hizmetlerine kadınların katılımını sağlamak amacıyla geniş ölçüde halkla ilişkiler tekniklerinden yararlanmışlardır.

Kısaca özetlemek gerekirse halkla ilişkiler işletme içinde, işletme çevresinde ve işletme dışında “İNSAN” unsurunu yönetimin odak noktası olarak kabul eden bir yönetim anlayışı olarak günümüz iş dünyasında yerini almaktadır.(Ahmet Bülent Göksel- Nilay Başok Yurdakul, Temel Halkla İlişkiler Bilgileri Ege Üniversitesi İletişim Fakultesi Yayınları No.15 s.10-13)

2 Türkiye’de Halkla İlişkiler

Ülkemizde halkla ilişkiler çalışmalarının, bir kurum için ne kadar önemli olduğu az da olsa anlaşılmış ve hemen hemen tüm organizasyonlarda halkla ilişkiler birimi faaliyete geçirilmiştir. Günümüzde genelde kuruluşların çoğunda halkla ilişkiler birimi bulunmaktadır. Kar amacı güden veya gütmeyen tüm kuruluşlar bünyelerinde halkla ilişkiler birimlerine yer vermektedir. Çünkü günümüzün modern yönetim anlayışında tüm işletmeler varlıklarını sürdürebilmek için halkla ilişkilerden yararlanmak gereğinin bilincindedirler. Türkiye’nin ilk Halkla İlişkiler Danışmanlık kuruluşu 1974 yılında Aleaddin Asna tarafından kurulan A%B Halkla İlişkiler şirketidir. Ülkemizin ilk PR Danışmanlık şirketi olan A&B’nin çalışmaları arasında Kültür Bakanlığı işbirliği ile gerçekleştirilen “Avrupa Konseyi Anadolu Medeniyetleri Sergisi”, Devlet Bakanlığı işbirliği ile gerçekleştirilen “Uluslararsı Halıcılık Kongresi”, Dış İşleri Bakanlığı ile gerçekleştirilen Chicago, Newyork, Washington “Kanuni Sultan Süleyman Sergileri” ülkemizi yurt dışında da temsil eden son derece başarılı çalışmalardır. Ülkemizde İstanbul dışında faaliyete geçen ilk halkla ilişkiler şirketi, 1983 yılında İzmir’de Sancar Maruflu tarafından kurulan Hisdaş’ tır. Bağımsız kuruluşlardan bazıları uluslararası halkla ilişkiler örgütlerine üye olmak ve uluslararası platformda faaliyet gösteren halkla ilişkiler firmalarına ortak olmak amacıyla çalışmalarını ulusal olmaktan çıkartıp uluslararası boyutlara ulaştırmışlardır. Mesela Orsa Halkla İlişkiler ve İmaj Halkla İlişkiler Şirketleri IPRA üyesi olarak ülkemizi temsil eden başlıca halkla ilişkiler şirketlerindendir.(Ahmet Bülent Göksel- Nilay Başok Yurdakul, Temel Halkla İlişkiler Bilgileri Ege Üniversitesi İletişim Fakultesi Yayınları No.15 s. 20-21)

3 Halkla İlişkilerin Önemi

Günümüzde az da olsa halkla ilişkiler biriminin değeri anlaşılsa da, kurumların bazıları bu birimi içlerinde bulundurmamak için maalesef ısrarcılar. Hedef kitle ve kurum arasında köprü işlevi gören, karşılıklı anlayış ve işbirliğini sağlayan birim, aslında her kurumda olması gereken bir birimdir. Kurumlar yaptığı çalışmaları kamuoyuna duyururken hangi iletişim araçlarının kullanılacağını, hedefin kurumdan neler beklediğini, iletilmek istenen mesajın hedefe ulaşıp ulaşmadığını öğrenmesi halkla ilişkiler birimi sayesinde gerçekleşen başlıklardır. Kurumlar bu başlıkları azımsayarak sekretere veya hiç bilgisi olmayan bir çalışana görevleri yüklemektedir. Yani halkla ilişkiler bölümünün eğitimini almış olan insanlar iş arayışında koştururken, asıl mesleği konuya dair hiç bilgisi olmayan insanların yapması bölüm öğrencileri ve mezunları için iç karartıcı bir durum haline gelmiştir. Kurumlar halkla ilişkiler birimlerini bünyelerinde barındırıp göreve, eğitimini almış, bölümün temel prensiplerini bilen insanları işe alsalar hem kendi kurumları adına hem de bölüm adına büyük bir fayda sağlamış olacaklardır.

4  Halkla İlişkiler Nedir ve Ne Değildir?

Halkla İlişkiler bölümü öğrencisi olmak, size okuduğunuz bölümü soranlara saatlerce bölümün ne olduğunu anlatmaya çalışmak desem yanlış olmaz aslında.:) İnsanların bölümden mezun olanların sekreter veya danışma olacağını sandığı bu bölüm hiç de söylenilenler kadar basit bir şey değil. Temel malzemesinin insan olduğu halkla ilişkiler, kurum ve hedef kitle arasında karşılıklı iletişim, kabul ve işbirliğini kurma ve sürdürmeye yardımcı olan kendine özgü bir yönetim fonksiyonudur. Kurumla hedef kitle arasında bilgi alışverişini sağlayan, her iki tarafın da fayda sağlamasını amaçlayan bir bölümdür de diyebiliriz. Çoğumuz halkla ilişkileri yanlış tanımlayıp onun gerçeğinden çok farklı bir meslek olduğunu sanıyoruz. Halkla ilişkiler uzmanı olmak konsomatrislik değildir. Bir insana refakatçilik etmek veya ağzı çok laf yapmak değildir. Sadece bacakları uzun, güzel kadın mesleği de değildir. Halkla ilişkilerin ne olduğu kadar, ne olmadığı da çok önemlidir.

5 Neden Halkla İlişkiler Okumalıyım?

Halkla İlişkiler bölümü son sınıf öğrencisi olarak bölümün öğrencisi olduğum için mutluyum çünkü kendim için en doğru meslek seçimini yaptığımı düşünüyorum. Her meslek seçiminde olduğu gibi bu mesleği seçip okumak isteyen bireyin de kendini tanıması ve tanımlaması gerekmektedir. Halkla İlişkiler uzmanlarının temel niteliklerine uygun olup olmadığınızı, mesleği yerine getirebilecek özelliklere sahip olup olmadığınızı ölçmeniz gerekecektir. Mesleğin temeli insanlarla iletişim olduğu için, iletişim kurmayı ve insanları sevmeniz çok önemli bir etken olacaktır. Girdiğiniz ortamdaki insanlara uyum sağlamak yani kaba göre şekil alan su gibi olmak zorundasınız. Özünüzü kaybetmeden her farklı ortamda farklı davranışlar sergilemek maalesef kolay bir şey değil. Değişimlere açıksanız, farklılıklardan hoşlanıyorsanız, sabırlı, iyi bir dinleyici, kriz anlarını yönetebilen, iletişime açık, esnek olarak dik durabilen ama diklenmeyen bir bireyseniz halkla ilişkiler bölümünü severek okuyabilirsiniz. 🙂

 

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bültene Abone Ol
en son haberleri, duyuruları, ilanları, etkinlikleri almak için abone ol
İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz